IMEI Numarası Kimin Adına Kayıtlı? (Bunu Düşünürken Hayatın %30’unu Kaybeden Bir İzmirli Güncesi)
İzmir’de 25 yaşında biri olarak hayatımın belli bir döneminde şunu fark ettim: İnsan büyüdükçe dertler de büyümüyor aslında… sadece isim değiştiriyor. Eskiden “ödev yetişecek mi?” diye panik yapardım, şimdi “IMEI numarası kimin adına kayıtlı?” gibi daha sofistike, daha devlet ciddiyetinde panik türlerine geçiş yaptım.
Geçen gün Alsancak’ta oturuyorum. Kahve elimde, hava güzel, içimde hafif bir “ben hayatı çözdüm galiba” hissi var. Tam o sırada telefonum masadan düşmesin diye hafifçe kaydırıyorum ve kendi kendime düşünüyorum:
“Ya bu telefon kaybolsa… IMEI’den bulunur mu? Peki IMEI numarası kimin adına kayıtlı olur? Ben mi? Vodafone mu? Evren mi?”
Sonra bir sessizlik. İç sesim devreye girdi:
“Sen hayatı fazla ciddiye alıyorsun kanka.”
Haklıydı.
IMEI Nedir Diye Sormadan Önce İnsan Neden Panikler?
IMEI dediğimiz şey aslında telefonların kimlik numarası. Ama bu bilgi bile insana yetmiyor. Çünkü mesele teknik olmaktan çok psikolojik bir şeye dönüşüyor.
Telefonu eline alan herkes bir noktada şu düşünceye giriyor:
“Ben bu telefonu aldım ama gerçekten benim mi?”
İşte tam bu noktada IMEI numarası kimin adına kayıtlı? sorusu bir anda felsefi bir krize dönüşüyor. Descartes görse “ben düşünüyorum o halde IMEI var” diye yeni bir ekol başlatırdı muhtemelen.
İzmir Usulü Telefon Kaybetme Senaryosu
Geçen yaz Karşıyaka vapurundayım. Kalabalık, simit kokusu, martılar… her şey klasik İzmir sahnesi.
Yanımdaki arkadaş bir anda panik:
— “Kanka telefonum yok!”
Ben de sakin görünmeye çalışarak:
— “Sakin ol, IMEI’den bulunur.”
Ama içimden geçen:
“IMEI neydi ya… IMEI numarası kimin adına kayıtlıydı… Allah’ım biz nereye gidiyoruz?”
Arkadaş daha da panik:
— “IMEI ne alaka şimdi?”
İşte o an fark ettim ki, toplum olarak teknik bilgiyi sadece kriz anlarında hatırlayan bir milletiz. Normalde IMEI diye bir şey yokmuş gibi yaşıyoruz, ama telefon kaybolunca bir anda Sherlock Holmes moduna geçiyoruz.
IMEI Numarası Kimin Adına Kayıtlı? Asıl Kafa Karıştıran Kısım
Şimdi dürüst olalım. İnsanların %90’ı bu soruyu Google’a yazarken aslında şunu demek istiyor:
“Benim telefonum çalınırsa biri kullanabilir mi ve ben bunu engelleyebilir miyim?”
Ama cümle büyüyor, büyüyor ve sonunda şu hale geliyor:
IMEI numarası kimin adına kayıtlı?
Ben bu soruyu ilk kez düşündüğümde evdeydim. Annem mutfakta dolma sarıyor, ben koltukta telefona bakıyorum. Bir anda dedim ki:
— “Anne, IMEI numarası kimin adına kayıtlı olur sence?”
Kadın dolmayı bırakmadan cevap verdi:
— “Senin adına kayıtlıdır oğlum, başka kim olacak?”
Ama o kadar emin söylemedi ki… sanki “bence Ay’a da kayıtlı olabilir” der gibi.
İşte o an güven duygum biraz sarsıldı.
GSM Dükkanında Yaşanan Hayat Dersleri
Bir gün telefoncuya gittim. İzmir’de böyle mahalle arası GSM dükkânları vardır ya, hem teknik destek verir hem hayat koçu gibi davranır.
— “Abi IMEI sorgulamak istiyorum,” dedim.
Adam gözlüğünü kaldırdı:
— “Çalındı mı?”
— “Yok… sadece merak.”
Adam derin bir nefes aldı. Bu nefes “gençler yine boş şeyler peşinde” nefesiydi.
— “IMEI numarası kimin adına kayıtlı diye düşünme fazla,” dedi. “Sen telefonunu kullan, gerisini sistem halleder.”
O an iç sesim tekrar devreye girdi:
“Hayatın özeti bu olabilir.”
Arkadaş Muhabbetlerinde IMEI Krizi
Bir akşam Bornova’da arkadaşlarla oturuyoruz. Konu yine saçma bir yerden açıldı.
— “Kanka telefonlar aslında bizi mi takip ediyor biz mi onları bilmiyorum,” dedi biri.
Ben de araya girdim:
— “Asıl mesele şu: IMEI numarası kimin adına kayıtlı?”
Masada 3 saniyelik bir sessizlik oldu.
Sonra biri:
— “Kanka sen fazla düşünüyorsun.”
Bir diğeri:
— “Bence o numara devletin.”
Ben:
— “Devlet de mi telefonu kullanıyor yani?”
Ve işte o an konu tamamen dağıldı. Ama ben içten içe hâlâ düşünüyordum.
İç Ses Notu
“Sen bu konuyu çözmeye çalışırken hayat akıyor olabilir.”
Haklı olabilir.
Ama insan bazen hayat akarken IMEI’yi de düşünmek istiyor.
IMEI ve Günlük Hayatın Absürt Kesişimi
Bir gün markette sıra bekliyorum. Önümde biri telefonla konuşuyor:
— “Abi telefonum çalındı, IMEI’den bulunur mu?”
Kasiyer, ben, arkamdaki teyze… hepimiz aynı anda kulak kesildik.
Teyze fısıldadı:
— “IMEI neymiş kızım?”
Ben içimden:
“İşte başladı…”
Bir anda herkes teknik analist oldu.
Ben de düşündüm:
IMEI numarası kimin adına kayıtlı? sorusu aslında sadece teknik değil, tamamen sosyal bir kriz tetikleyicisi.
Telefon Kaybetme Korkusunun Felsefesi
Telefon kaybetmek artık sadece “bir cihaz kaybı” değil. Fotoğraflar, mesajlar, banka uygulamaları, hatta bazen kim olduğumuz bile o cihazın içinde.
O yüzden insan şunu soruyor:
“IMEI numarası kimin adına kayıtlı?”
Çünkü aslında demek istediğimiz şu:
“Ben bu dijital dünyada gerçekten var mıyım?”
Biraz ağır oldu ama İzmir’de 25 yaşında biri olarak bazı akşamlar böyle düşünceler geliyor. Özellikle vapurda martılara bakarken.
İzmir’de IMEI Düşünmek
İzmir’de hayat biraz yavaş akar. Ama kafa içi internet hep 5G.
Mesela Kordon’da yürürken bir yandan denize bakıyorum bir yandan düşünüyorum:
“Şu an telefonum düşse, IMEI numarası kimin adına kayıtlı görünür?”
Sonra bir anda kendime gülüyorum.
Yanımdan geçen çift bana bakıyor.
Kız diyor ki:
— “Niye güldü bu?”
Erkek:
— “İzmir işte.”
Haklı.
Arkadaşın Telefonu Bulununca Yaşanan Aydınlanma
Bir arkadaşın telefonu bulununca herkes rahatladı.
Ben de dedim ki:
— “Gördünüz mü, IMEI işe yaradı.”
Ama kimse dinlemedi. Çünkü telefon bulunmuştu ve hayat devam ediyordu.
İşte insanlık böyle bir şey: kriz bitince felsefe de bitiyor.
Kapanış Gibi Ama Değil
IMEI numarası kimin adına kayıtlı sorusu aslında sadece teknik bir merak değil. Biraz güven, biraz kontrol hissi, biraz da “ben bu dijital dünyada neredeyim?” sorusu.
Ben hâlâ İzmir’de yürürken bazen durup düşünüyorum:
Telefonum benim mi?
Ben onun mu?
IMEI kimin adına kayıtlı?
Yoksa biz hep birlikte bir sistemin içinde mi dolaşıyoruz?
Sonra bir martı bağırıyor, biri simit atıyor, telefonum cebimde titreşiyor.
Ve ben tekrar normale dönüyorum.